Bir veli özel ders öğretmeni ararken genelde iki şeye bakar: ücret ve mesafe. İkisi de meşru kriterlerdir, ama ikisi de dersin işe yarayıp yaramayacağı hakkında neredeyse hiçbir şey söylemez. Aynı ücretle çalışan iki öğretmenden biri çocuğun eksiğini altı haftada kapatır, diğeriyle altı ay sonra aynı yerde olunur.
Farkı ilk görüşmede anlamanın bir yolu var: doğru soruları sormak. Aşağıdakiler, ders başlamadan önce telefonda ya da tanışma görüşmesinde sorulabilecek yedi sorudur. Her birinin altında, aldığınız cevabı nasıl okumanız gerektiğini de yazdık.
1. “Derse başlamadan önce seviyeyi nasıl ölçüyorsunuz?”
İyi cevap somuttur: bir seviye analizi yapılır, hangi konuların eksik olduğu çıkarılır, plan buna göre kurulur. Kötü cevap ise “sınıfına göre baştan başlarız”dır.
Bu ayrım önemlidir, çünkü matematikte eksikler zincirlidir. 9. sınıfta zorlanan bir öğrencinin sorunu çoğu zaman 9. sınıf konularında değil, oran-orantıda ya da cebirsel ifadelerde durur. Ölçmeden başlayan bir program, o zincirin kopuk halkasını hiç görmeden ilerler.
2. “Program kime göre kuruluyor?”
Hazır bir konu sırasıyla ilerleyen öğretmen, sınıftaki dersi birebir formatta tekrar ediyor demektir. Bunun için özel ders almaya gerek yoktur; okul zaten bunu yapıyor.
Özel dersin tek gerçek avantajı, programın tek bir öğrenciye göre kurulabilmesidir. “Şu an hangi konudasınız?” diye başlayan bir öğretmen bu avantajı kullanıyor; “elimde 32 haftalık bir program var” diyen öğretmen kullanmıyor.
3. “Derste kim çözüyor?”
Bu, cevabı en çok şey söyleyen sorudur. Öğrencinin izlediği ders rahat geçer; tahtada her adım açık görünür, öğrenci “anladım” der, hafta sonra aynı soruyu çözemez.
Aradığınız cevap şudur: dersin bir bölümünde öğrenci, öğretmenin gözü önünde, tek başına soru çözer. Takıldığı yerde öğretmen çözümü söylemez, soru sorar. Anlamanın izlemekle değil çözmekle ölçüldüğü bir dersi, öğretmen size baştan tarif edebilmelidir.
4. “Ders arasında ne yapılacak?”
Haftada bir buçuk saatlik ders, haftanın yalnızca %1’idir. Geri kalan altı gün boş bırakılırsa ders tek başına hiçbir şeyi değiştirmez.
Öğretmen ders arasına dair net bir şey söylemelidir: kaç soru, hangi konudan, hangi güne kadar, nasıl kontrol edilecek. “Ödev veririm” yeterli değil; ödevin bir sonraki derste nasıl kontrol edileceği de tarif edilmelidir.
5. “İlerlemeyi nasıl göreceğim?”
Veli için en yorucu şey, aylarca ders parası ödeyip ilerleyip ilerlemediğini bilememektir. Not tek başına yeterli bir gösterge değildir: notlar sınavdan sınava değişir, konu ağırlıkları farklıdır.
İyi bir öğretmen ölçülebilir bir şey önerir: kapanan konu listesi, deneme netlerinin konu bazlı dağılımı, çözülen soru tipi çeşitliliği. “Merak etmeyin, ilerliyor” bir ölçüm değildir.
6. “Online mı, yüz yüze mi — ve neden?”
Bu sorunun tek doğru cevabı yoktur; ama gerekçesiz bir cevap uyarı işaretidir. Yüz yüze dersin avantajı öğrencinin defterini ve elini doğrudan görebilmektir. Online dersin avantajı ise mesafenin ortadan kalkması, ders kaydının kalabilmesi ve ortak dijital tahtada yazılanların ders sonrası elde kalmasıdır.
Öğrenci küçükse ve dikkat toplamada zorlanıyorsa yüz yüze genelde daha kolay kurulur. Lise ve üstü için, doğru kurulmuş bir online ders çoğu zaman yüz yüzeyle aynı verimi verir — üstelik trafikte geçen bir saat de çalışmaya kalır.
7. “Uymazsa ne olacak?”
Her öğretmen her öğrenciye uymaz ve bu normaldir. Kötü olan, uymadığı belli olduktan sonra “ayıp olmasın” diye aylarca devam edilmesidir.
Bunu baştan konuşun: kaç ders sonunda birlikte değerlendireceksiniz, ders iptali nasıl işleyecek, öğrenci uyum sağlayamazsa süreç nasıl sonlanacak. Bu soruyu rahatça cevaplayan bir öğretmen, işini bir hizmet olarak kurmuş demektir.
Deneme dersinde neye bakmalı?
Yedi sorunun cevabı iyi olsa bile, gerçek bilgi ilk derste gelir. O derste neye bakacağınızı bilmek, dersin “iyi geçti” izlenimine güvenmekten çok daha sağlamdır.
Çocuğunuza ders sonrası şu üç şeyi sorun:
- “Bugün kaç soru çözdün?” Sıfırsa, ders anlatım dersidir. İlk derste bu normal olabilir; ikinci ve üçüncü derste de sıfırsa bir örüntü var demektir.
- “Takıldığın yerde öğretmen ne yaptı?” İyi cevap “soru sordu, ben buldum”dur. “Çözümü gösterdi” cevabı sık tekrarlanıyorsa, öğrenci düşünme işini devretmiş olur.
- “Bu hafta ne yapacaksın?” Çocuk bunu tek cümleyle söyleyemiyorsa, ders arası planlanmamış demektir.
Kendi gözlemleyeceğiniz iki şey daha var. Birincisi, öğretmen dersin başında geçen haftayı sordu mu — yoksa doğrudan yeni konuya mı girdi? İkincisi, ders sonunda size ya da çocuğunuza somut bir şey söyledi mi: hangi konu eksik, ne kadar sürede kapanır, önce ne yapılacak.
Bu ikisi varsa, sürecin bir yönü var demektir. Yoksa, ders bir saatlik konu anlatımından ibaret kalır — ve çocuğunuz onu zaten okulda da alıyor.
Bir not: ücret son soru olsun
Ücreti hiç sormayın demiyoruz. Ama ücreti ilk soru yaparsanız, karşılaştırdığınız tek şey ücret olur. Yukarıdaki altı sorunun cevabını aldıktan sonra sorulan ücret, artık bir fiyat değil bir karşılıktır — ve karşılaştırması çok daha kolaydır.
Matkolog’da her süreç ücretsiz bir seviye analiziyle başlar. Çünkü yukarıdaki soruların ilkine “bilmiyoruz” diye cevap veren bir programın, geri kalan altısına verdiği cevap da bağlayıcı olmaz.